30 Temmuz 2017 Pazar

bizim ailenin kamp halleri

benim için yazmak çok olası bir durum ama daha çok düşünce bazında oluyor eyleme dökmek sürümcemede kalıyor da kalıyor ..

ama bu gece bu kamp mevzusu bitecek kararlıyım ;ne demişler başlamak bitirmenin yarısıdır..

kamp maceramız nasıl başladı derseniz ;gerçi eni konu 1 senelik mevzu onu da ekleyeyim bilmeyenler için :)izmir de yaşıyorum malum çook uzun zamandır ama aslen orduluyum..bag bahce agaç orman doğa her zaman ilk tercihimdir hele  çocuklardan sonra bu tercihim daha da ön plana çıktı ve her fırsatta gittiğimiz pikniklerde kampcıları bire bir yakından görünce "niye olmasın biz de denesek ya "dedik ve gecen sene yazın ilk çadırımızı kurduk .öncelikle şunu söyleyeyim hiç korkulacak bir durum değil gözünde büyütme en kötü ihtimalle gece söker aracına biner geri dönersin ;bu kadar basit ✌

bizden sonra o kadar çok yakınımız alıp denedi ve sevdi ki sen de yapabilirsin ...

biz 4 kişilik bir çadır aldık öncelikle (internette 70 tl e bile var kumaşına göre fiyat değişiyor ama yazın soguktan korunma derdiniz  olmadıgı için çok fonksiyonel bir seye gerek yok ilk etapta riske girmeyin derim gerçi girseniz de letgo ile mis gibi elinizden çıkarırsınız )bizim cadirımız bizim için küçük sığmaya sığılıyor ama uyumaya gelince ahtapot gibi hepimiz bir birimize dolanıyoruz kı saglıklı bir uyku için çok elverissiz bir hal..sevgi yumagı olma konusunda ise alternatifsiz :)

hedefimiz bir karavan almak..yakın vadede de olacak gibi ..
ilk kampımız balıklıova 2016 yaz

içine şişme yatak ve şişme yastık (tam adını bilmiyorum ama elle şişirme aparatı var ama zor oluyormuş daha donanımlı bir şey var eşim onu alacam diyordu) ki benim gibi yastık konusunda cinsseniz kendi yastıgınızı götürürsünüz .gündüz sıcaklık ne olursa olsun gece çadır serin oluyor mutlaka pike götürün yanınızda en kötü ihtimalle plaj havlunuzu kullanırsınız .
kaldıgınız tesis size elektrik vermiyorsa ışıldak ve gecenize keyif katmak için mum mutlaka..
cadır hayatından herkesin ilk sordugu "güvenlik" özellikle de böcek vs için olan boyutu ..cadırın file olan fermuarlı kısmını açık bırakmadıgınız sürece hiç bir şey olmaz..disarıda ateş oldugunda da böcek vs yaklasmaz ama yine de vucuda sürülen kokulu yaglar ya da eczanede satılan ürünleri yanınızda bulundurun ve olası sinek vs ısırıgı için de sonrasıda antihistimanik (dogru mu yazdım ) jeli mutlaka yanınıza alın.
diğer güvenliğe gelince 2 ayaklı  vicdansızlar tarafından olan işte onun garantisini veremem ...çunku içeride uyuyorsunuz allaha emanet bu nedenle de kamp alanları gibi kısmen korunaklı yerleri tercih edin dag tepe macera istiyorsanız ;o beni asar..
bir de olayın doğa durumu var afet sel fırtına ...
yıllar  önce kaz daglarında  kamp yapan baba ve  çocukları anıden bastıran yagmurla nasıl bir felaketle yaşamlarını yitirmişlerdi hatırlayanlar vardır😢 daha da uzucu olan ailenin yakın süre önce annelerini yitirmiş olmalarıydı ...
yazması kolay...
allah rahmet eylesin..
cadir hayatının ilk onceliği rahat ve biraz boşvermış yapınızın olması zorunlulugu..
titiz obsesif biriyseniz hiççç girmeyin boyle macarelara..
hijyen olarak şartlar malum..
bir çok kamp alanını görmüş biri olarak herhangi bir agaç altı cogu wc den daha steril!
insan faktörü diyorum detaya girmeme gerek yok..
ben çocukların o kural nizam zinciri bozulsun diye wc ihtiyaclarını hep doğal olarak giderdim..
"kaz kızım topragı ;şimdi de göm kızım" (yazarken çok antipatik ama çiş kka yapmayan yoktur sanırım ) gecen sene her yere potattemizi götürdük ama bu sene götürmüyorum zaten olaya epey bir hakimler :)
kamp hayatının çocuklara kattıgı öyle çok duygu ve durum var kı bunu ilk tecrubenizde göreceksiniz..
ateş yakmak için çalı çırpı toplamak çocuk için dunyanın en önemli sorumlugu haline dönebiliyor ..
ya da bir kelebegin peşinden koşmak...
verin eline boyaları boyasın tum taş agaç yaprakları...
kendini boyamak..en sevdikleri

doğaya verdiğimiz zarar bundan ibaret..taşları kayaları boyamak..

verin eline bir sopa kazsın tüm dünyayı..
verin eline kitabı lambayı kendi masalında okusun masalını..


ama su yoksa oldugunuz yerde gerçekten sıkıntı ..
elektrik olmadan idare edilir de su yoksa mumkun değil...
kamp alanları çocu yerde uzatma kaplosuyla elektriik veriyor o zaman tek gözlü bir ocak  yemek ihtiyacınızı karşılamak için süper iş görür..
marketten alınan hazır köfte vs ya da makarna vs gibi 
burada ada ile sofrayı hazırlamıştık.bin yıldızlı gökyüzü altında yemegimizi yemiştik
kamp alanlarını da yazmak istiyorum ama bu gecelik bu kadar yeter sanırım..
cadır kurarken en önemli önceliğiniz cadırın yeri olmalı güneşe göre kurulumu çok dıkkatli yapmalısınız..cünkü gece üsüdüğünüz cadır sabah güneşinde insafsız bir saunaya dönüşür anında..ve cadırda klima alternati de olmadıgı için epey zorlanırsınız..
elektrik verilen kamplarda vantilatör götürebilirsiniz.
şimdilik bu kadar okuyup elbet tamamlayacagim yerler olacaktır..
günümüz koşullarda hepimizi kurtaracak olan ruhen de bedenen de doğal yaşamlardır...biz mumkun mertepe onun derdindeyiz..
ne kadar  başarabiliyorsak...
















28 Mayıs 2017 Pazar

tüp bebek tedavi sürecimi ipek e anlatmıştım ;değişen hiç bir şey (annelik sürem dışında ) olmadıgına göre o yazıyı yayınlıyorum

3 subat 2016 da sevgili ipek (hepımizin bildigi adıyla bonibonlar )blogunda bizim hikayemizi paylaşmıştı.her şeyi anlatmıştım.bu süreci yaşamak nedir çook iyi bilirim ama bizim sürecimiz çok kısa oldugu için yeterince anlayamadıgım empati yaptıkca yüreğimin daraldıgı çok hikaye var biliyorum...allah dileyen herkese evlat nasip etsin dilemeyene de etmesin ... (doğum polk de çalışırken nelere sahit oldum ...hayat işte....)
bizim dr umuz şu an tınaztepe hast de calısan doc dr erdal aktan
ama artık kullanılan teknoloji ortak isimler farklı olsa da yöntem aynı..
bu satırları okuyan arkadasım..umudunu kaybetme ..hepimiz o yollardan geçtik inan bana...

Doç. Dr. Erdal Aktan

Doç. Dr. Erdal Aktan

tüp Bebek Hikayeleri 2- Emel Uzundere Uluseller
Tüp Bebek Hikayeleri 2- Emel Uzundere Uluseller
User Rating0 (0 votes)
Emel’in sincapları Ada ve Deniz’e kavuşma hikayesi gerçekten mucizelerin gerçek olabildiğine dair bir kanıt diyebiliriz. Bir anne ve baba için bebek sahibi olmak çok çok düşük bir ihtimal dahi olsa, eğer o bebekler doğacaksa, doğmaları gerekiyorsa; matematiğin ve olasılıkların hükmü kalmıyor. O yüzden her ne olursa olsun, asla ümitsizliğe düşüp inancımızı yitirmemeliyiz. Benzer durumdaki anne babalara ışık olması ümidiyle… İşte Emel ve eşinin mutlu sonla biten anne baba olma hikaleri:
Tüp Bebek tedavisine nasıl karar verdiniz?
“Artık anne-baba olabiliriz”e  karar verdiğimizde 3 senelik evliydik ve 5 aylık bir süreçte sonuç alamayınca; yaşımdan dolayı (34 yaşındaydım) sureci maksimum hızlandırmak için hemen tetkiklere başladık. Benim için her şey yolundayken, eşim de çok çok ciddi bir sorunla karşılaşmıştık.  Laboratuvardaki koridorda  bayılmak üzereydik… “azospermi”  yani sıfır sperm! Üzerinden 4 sene geçmiş olmasına rağmen şu an bile o anları hatırlayıp buz gibi oluyorum…Çünkü çok ciddi bir sorun; çocuk sahibi olma ihtimalimizi sıfırlayan çok kötü bir tabloydu bu…O an her şeyi, kendimi unutup, bu sonuç karşısında gerçekten ciddi bir travmaya uğramış eşime nasıl destek olacağımın derdine düşmüştüm… Şu an oturduğum koltukta eşimin küçücük bir çocuk gibi kıvrılıp yatışındaki hüznü, acıyı ve şoku unutamam…Kendi üzüntümü, şaşkınlığımı rafa kaldırıp eşime destek olmak için uğraşıyordum… Ondan gizli gizli banyolarda, iş yerinde günlerce ağlamalarımı saymazsak …Ve biz de bu duruma göre davranıp, başka bir bir olasılık olmadığı için özel bir tüp bebek kliniğinin yolunu tuttuk.
Aşılama, yumurta takibi gibi farklı destek teknikleri denemiş miydiniz?
Özel durumumuzdan dolayı hayır… Bu destek tekniklerin bize bir faydası olamazdı.
Bebeklerinizi kucağınıza alana kadar kaç tedavi denediniz?
Biz o sureci yaşarken çok “neden böyle bir kader yaşadığımızı” çok sorguladım ta ki işin içine girip de bu uğurda akıtılan gözyaşlarını, yılları ve ekonomik boyutları gördükten sonra “ne kadar çok şanslı olduğumuzu” anladım. Sadece bir tedavi gördüm iki embriyo transfer edildi. İki mıyadında doğan evladımız oldu.
Tedavi süreciniz nasıl geçti?
Elimizde dosyalarımızla tüp bebek merkezinin yolunu tuttuk. Neler yaşayacağımızı bilmemenın verdiği bir “korkuyla”… İçeride adları değişik onlarca benzer durumda çiftlerin olduğunu görmek bir nebze olsun rahatlattı bizi ve bizim için uygulanacak tedavi açıklandı. Ben tüm tüp bebek protokolündeki bayanlar gibi tedaviye hazırlanacaktım ve  en son adımda yumurtalar toplandığında eşime uygulanacak operasyonun sonucuna göre ya diğer çiftler gibi “umutla bekleme” sürecine girecek ya da boynumuzu büküp eve dönecektik. İşte bu işin en zor kısmıydı… Bir yola çıkıyorsunuz ve yolun sonuna geldiğinizde o kadar yolu hiç şans olmadan aştığınızı görüyorsunuz. Bizim için bu çok büyük bir ihtimaldi. Sadece yaşayanın bileceği çok alternatifsiz zor duygular bunlar…Tedavi sürecinde iğnelerimi eşim yapmıştı… Gözlerindeki çaresizliği ve yaşları unutamam. Neyse büyük gün geldi çattı, eş zamanlarda operasyona girdik ve bizim için bir mucize gerçekleşti ve daha ilk hamlede (bunun 2-3 farklı metodu var) sperm bulundu. Operasyona girerken ikimiz de çok çok kaygılıydık ama odalara döndüğümüzde bayram hatta karnaval havası vardı. Aileler klinikteki çalışanlar neredeyse karşılıklı göbek atacaktık 🙂 Bu tedaviden hamilelik sonucu almasak da yolumuz açıktı… Bizim de her çift gibi “umudumuz” vardı en önemlisi de buydu.

Tedaviye destek olması için herhangi yardımcı kür, alternatif tıp vs denediniz mi?
Çok uzun zamandır sağlıklı beslenmeye dikkat ederdim ama hamilelik fikri oluştuğunda daha da dikkat ettim. Tedaviye destek olsun diye değil de sağlıklı bebek doğurayım diye ona göre bir beslenme programı izledim. Alkol  yok denilecek kadar az tüketirim, sigara ise hiç kullanmadım.
Pozitif sonucu aldığınız tedavide başarınıza katkısının olduğunu düşündüğünüz herhangargi bir şey var mıydı?
Önce yaradan, sonra doktorumuz ve sorumluluk sahibi bir anne adayı olmak dışında hayır…
Pozitif sonucu alacağınızı hissetmiş miydiniz? Nereden anlamıştınız?
Transfer sonrası o 12 gün gerçekten 12 bin sene gibi gelmişti. Etrafımdaki herkesten “beni aramamalarını soru sormamalarını” rica etmiştim. Bu işin içine girince olumsuz sonuçları gördükçe;tamamen olumsuz düşünüyordum …
Pozitif sonucu aldığınız anı bizlerle paylaşır mısınız?
O gün kader anıydı gerçekten de… O zaman daha neler yaşayacağımı bilmiyorum tabi. Ağlayarak gitmiştim ve sonucu aldığımda bu sefer mutluluktan ağlamaktan helak olmuştuk. Orada bulunan herkesle başta doktorumuz olmak üzere tüm sağlık personeli ve eş zamanlı tedavi gördüğün tüm hastalarla sevincimizi çığlık çığlığa paylaşmıştık.
Nasıl bir hamilelik yaşadınız?
Sanırım bu süreçteki en büyük yanılgı “hamile kalınca sorunların bittiği”dir. Ben de öyle sanmıştım “hamile kaldım bundan sonrası ohhh keyifle gelir” diye düşünüyordum ki hiç öyle olmadı. Keseleri ilk defa göreceğimiz gün, tek kese görününce bütün gün ağlamıştım. Mesai bitip eve giderken hissettiğim kanamayla da gerçekten “öleceğimi” düşünmüştüm. “Diğer bebeğim de beni terk etti” diye üzüntüden ve telaştan kendimden geçmiştim. Büyük bir devlet hastanesinde çalışmama rağmen o an ultrason bakacak tek bir kişiyi bile bulamamıştık ve ben adım attıkça daha da riskli bir sonuca doğru yaklaştığımın farkındaydım. 3 ocak 2012’ydi çok iyi hatırlıyorum. Hemen yan sokaktaki özel bir doktora gitmiştik. O gün erken çıktığını öğrendiğimde artık haykıra haykıra ağlıyordum. Yanımda olan 2 arkadaşımla başka bir kliniğe gittik .Vee sıra bana geldiğinde tam akşam ezanı okunuyordu, binlerce şükür ki bebeğim benimle beraber hayata tutunmuştu! Eve geldikten sonraki 15 gün için hiç kalkmadan yatak istirahati verildi. Ve kanamalarım hep devam etti. Ama neden bilmem içime bir esenlik gelmişti. Kanamalar beni korkutmuyordu. Hatta başta eşim olmak üzere aileme kanama periyodunu söylemiyordum bile iyice strese girmesinler diye. 15 gün sonunda ikinci kader anı geldi. Bebeğimizin bizimle olup olmadığı doktorumuzun  iki dudağının arasındaydı. Veee bebeğimiz bizimleydi …O da ne doktorun gözlerinde farklı bir ışıltı, farklı bir mutluluk vardı… Niye mi? Diğer bebeğimiz de bizimleydi. Hiç gitmemiş muzipçe saklanmıştı. İşte kader bizi böyle zor bir sınavdan geçirip yüzümüzü iki kere güldürmüştü…Şanslıydık hem de çoooooooook fazlasıyla şanslıydık!
unnamed (3)
Tüp bebek tedavisinde başarı elde etmede en önemli olduğunuzu düşündüğünüz faktörler neler?
Bence en başta bence doktor, yaş ve fiziksel şartlar.
Bebeklerinizi kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?
En baştaki kanamalara, hamilelik şekeri ve ödem de eklenince hamileliğimde çok zorlandım. 37.5 haftalık doğum yaptım ama fanus gibi evde yaşadım. “ne yiyeceğim” sorusuyla geçti tüm hamileliğim çünkü her şey hemen hemen her şey yasaktı. Ama tüm bunların karşılığını aldım, evlatlarım çok sağlıklı doğdular ve 1 gün sonra hepimiz evdeydik. Yaşadığım mutluluk mu?… İşte onu anlatmaya hiçbir kelime duygu yetmez… Allahım dileyen herkese nasip etsin diyorum sadece…

Tedavi sürecindeki anne adaylarınıza önerileriniz nelerdir?
Bu zorlu tedavi yoluna nerede kimlerle başladıkları çok önemli. İyi ve tecrübeli bir doktor en büyük şart.
Çok teşekkür ediyorum, eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Günümüzde tüp bebek tedavisi o kadar arttı ki, Neredeyse normal yolla hamile kalanlara şaşar durumdayız. Benim çok çok yakın iki arkadaşım su an eş zamanlı hamile. İkisi de 2 aşılama, 2 tüp bebek tedavisinden sonra üçüncü denemede hamile kaldılar. Onlar adına kendim kadar mutluyum. Hamile kalmak için tüp bebek tedavisi görmek yetmiyor ne yazık ki, ama sabırla bu yolda devam edenler çok geç olsa da mutlaka olumlu yanıt alıyorlar. Tedaviyle hamile kaldığını her koşulda çok rahat paylaşan biri olarak, modern tıp sayesinde bebek sahibi olup bunu gizleme ihtiyacı duyan insanları da anlamam mümkün değil ….
Duygularımı paylaşma hikayemizi uzun uzun anlatma imkanı veren sana da çok teşekkür ederim İpek’ciğim…

18 Mayıs 2017 Perşembe

keşke hepsini uykucu şirin yapabilsem

  çook uzun zamandır uyku ile ilgili yaşadıklarımı yazmak istiyorum hatta yazacam deyip cogu insanı kandırmış haldeyim itiraf ediyorum ama inanın beynimin geri planında sürekli yazıyor anlatıyor paylaşıyorum ama eyleme gelince kalıyor işte ...nedenleri de malum "zamansızlık"....
  en son yeni çok taze ikiz annesi arkadaşım bana "yardım et" niteliğinde bir mesaj atınca faydası olacağını umut ederek yazmaya başladım ..
  kızlarım 4.5 yaşındalar ve inanın ben 4.5 senedir bunu "yaşıyorum"...şöyle bir gerçek var sevgili anne arkadasım ben bunu kabul ettim sen de et rahatla 😴
uykuyu seven çocuk -uykuyu sevmeyen çocuk var ...
gazlı cocuk var gazsız çocuk var...
uysal  çocuk var hırcın çocuk var...
kendıne kendıne uyuyan anneye kıyak gecen çocuk var,uykusu gelınce içine seytan kaçan bin bir takladan sonra uyutulup annesi yanından kalkarken serçe parmagı oynasa hortlayan çocuk var ...
var da var yani... 
siz ne yaparsanız yapın var olurken kodlanan huyu suyu çok da değiştiremiyorsunuz bu konu da maalesef çok da yapılacak bir şey yok 😓💣çocuklar huyu suyu tercihleri ile doguyor bunun laf olsun diye soylenmediğini bizzat tecrube ettim aynen de bu şekilde ✌
 kızlar dogmadan harıl harıl kıtaplar okuyordum sankı dogum yapmayacaktım da bitirme sınavına girecektim 😀 notlar almıştım hazırdım dogum yapmaya ne zaman kı ameliyathaneden çıktım çocuklara kavustum ;ne hazırlıgı sudan çıkmış bir "adaya vurmuş bir denizannesıydım".. şaşkın korkmuş olabildiğince acemi...hani lısede kopya hazırlar gibi burada ne yapmak lazımdı diye bakılacak bir kaynak vs olmuyor ...elinde ful time aglayan bir bebe pardon iki bebe ile kalıverıyorsun ortada...
işte ben de aynen böyle kalakaldım arkadaşım...ama onlar hiç de oyle bıraktıgım yerde kalmıyorlardı...
"1 dakkaa yaaa bana yalan söylediler" falan da diyemiyorsun bildiğin çuvallama hissiyle anneliğe hoşgeldin leveline terfi ediyorsun...
  ilk acemi saatleri atlatıp duruma adapte olduktan sonra her tür bilir kişiyi atlatıp kendi kendine kaldıgın an dogru yoldasın demektir ...pes etme ✌herkes bu yollardan geçti unutma..ama herkesin yolu bahtına göre şekilli işte ..
deniz in düsman başına bile demeye vicdanımın elvermediği gazı vardı ki yaşayanlar hemencik anladı beni ...o aglar ben aglardım ...sonra planladıgım okudugum hayalini kurdugum her seyi devre dışı bırakıp çocuk sussun diye bir amuda kalkma yöntemini denemediğim kalmış halde buldum kendimi ;deli gibi çocuk sallıyordum...şaka da değildi anneliğin ilk gerçeği tokat gibi çarpmıştı yuzume...
vee yine deniz in (deniz in şimdiki halini bilenler için biliyorum inanması zor ama ) gece terörü vardı akşam 6 olunca daha bir nagmeli volumlu aglıyordu ...eşim "mahallenin ucundan sesi geliyor" derdi ..ahh ahh..yaşayanlar yine anladı beni...
ben de bir yandan çözüm arıyorum bir yandan topuklarım uyuşmuş halde çocuk sallıyordum..birini emzirirken diğerini sallıyor diğerini emzirirken öbürünü sallıyordum..zaten malum ilk 3 ay bu döngü ile geçiyor ..
o zaman inanması zor ama 4,5 sene önceden bahsediyorum boyle telefonda internet falan neredeee...eski bi pc 50 tane uzatma kablosu dedektif gibi cözüm arıyordum  ki uyku egitimini buldum ..
mantık basitti 4 ay dolacak düzen oturtulacak evden herkes uzaklastırılıp olaya kanalize olunup çocuklar hizaya sokulacak bunun için de önce  bolca dua edilecekti...
bir sürü uyku eğitimini inceleyip bu sürede de çocuklarımın "işaretlerini" okuyup ortaya karışık bir eğitim uyguladım..bu surede eşimin olası muhalefetini engellemek için seyahatte oldugu bir süreyı sectim ve annemi milyon kere tembihledim odaya asla girmemesi yönünde ...(ki malum anneanneleri ikna etmek bebeklerden daha zor ...) şunu da belirteyim ben tabi ki otorite vs değilim sadece kendi annelik tecrübelerimi paylaşıyorum dogrulugu yanlışlıgı tartışılır...ama emin oldugum tek bir gerçek var ki;çocugun kendi tercihlerini anlamak için işaretlerini çok iyi okumak lazım ve o isaretlere göre yapılanırsanız inanın her şey çok daha kolay oluyor ...4 aylık bir süreçte de bunu çok rahat anlayabilirsiniz...
veee çocuklar için özellikle de bebekler için olmazsa olmaz kural DÜZEN...onların biyolojık ve psikolojik ritmini kaçırmamak lazım


























ben çıkış noktası olarak Tracy Hogg: Yatır-Kaldır Metodu nu denedim
ve kundak yaptım..bu süre de deniz uykusu geldiğinde sol elini agzına kapatıyordu ada da gözlerini kapamak istıyordu..ikisini de kundak yapıyordum sıkmadan kasmadan ellerini ve belini kavrayacak sekilde .cocuk hareket edebiliyordu ama kücük oldugu için kundagı çözemiyordu.deniz in sol elini yani kolunu dışarıda bırakıyordum.sezar modeli (fotograf bulamadım şu an çok baktım ama blog yazmak deyip geçmeyin valla kendine göre tonla cilvesi varmış..) ada nin da gözlerini de kapatıyordum..uyku eğitiminde
 en önemli kural;
karnı tok
gazı çıkmış olacak
vee uykusu saati geçmeyecek yani azmayacak....
uyku saati geçen bebek kortizon etkisiyle kontrolden çıktıgı için sakinleşmesi ve uykuya dalması epey ugrastırır verimli bir uykuda olamaz ...
ikisini yatırdım öğlen saatinde başladım radyoda klasik muzik ellerini tuttum kısık sesle uykuya telkin edici sözler söyledim..bir yandan da elimle minik minik vuruyorum pat-pat yöntemi için..mızıldayani aglayanı kucagıma alıp sakinlestirip hemen yataga yatırdım..vee telkin edici sözlere kısık ses tonu sartıyla devam ettim veee uyudular ...odadan çığlık  atarak çıkamadım ama parende atarak çıktım desem yeridir..odanın panjurları kapalıydı ve bu adaptasyon sürecinde eve giriş çıkışları yasaklamıştım..3.gün ikisi de adapte oldu kundak yapıp yataga bırakmam ve uyumaları 10 dk yı bulmuyordu ..eşim telefonda buna kesinlikle inanmadı ama 5-6 gün sonra gelip de gördüğünde önümde saygıyla eğildiğini hatırlıyorum :)


uzun bir süre bu sekilde devam etti akşam uykularına 6 da yatıyorları sık sık emmek için kalkıyorlar (anne sütüne öncelik verdiğim için mama verip uzun uyumalarına bir nevi engel oluyordum ama dogrusunu yapıyordum sanırım ) ama uyanmadan uykuya devam ediyorlardı..eee sabah da 4.5 da ceee eeee deyip güne başlıyordı.

yani o dönem için yaptıgımız en önemli kural düzendi..üzerinden neredeyse 5 sene geçti uyku hala ilk önceliğimiz ..
umarım okuyan birilerine faydası olur ki saat 4.30 ben artık yazamaz algılayamaz haldeyim..yine bırakırsam uzunnn süre kalır diye bu haliyle yayınlıyorum..
 bol uykulu saglıklı günlere..,
 bana hep derlerdi çok uyuz olurdum şimdi ben diyeyim;hepsi geçiyor inanın ..hatta o kadar geçiyor ki ada bu gece anneannesinde kalmak istedi ve onlarla gitti...
 nasıl bitirmeli şimdi bilemedim..
 hoşcakalın 


(burada 1 aylıklar henüz )


3 Mayıs 2014 Cumartesi

uzun uzunnn dogum hikayemiz duygunun blogundaki min.a indirdiğim haliydi ..

1 daha önce hikayemiz yayınlanmıştı benim ve eşimin mucizlerimize nasıl kavuştugumuzun ama o kısaltılmış haliydi.kısa cümleler kurmayı hiç beceremeyen biri olarak uzunn uzunnnn anlattıklarımla merak edenlere ya da merak eden kaldıysa hala :)


1)   ikiz bebek beklediğini ilk öğrendiğinde neler hissettin?Ailenle ve sevdiklerinle bu haberi nasıl paylaştın?
3 yıllık evliliğimizde “bir bebeğimiz olsun” a gelmiştik ;5-6 aylık bir süre sonunda elimizde ;bizi ne yapacağımızı bilemez bir halde iki ürkek çocuğa ,sudan çıkmış balığa çeviren milyonlarca değil milyarlarca “neden “sorusu arasında kendimizi kaybettiren bir sonuç vardı  “normal yolla hamile kalamayacaktım”…sırf o süreç için sayfalarca yazabilirim … hastanede üstelik kadın doğumda çalışan ben değilmişim gibi iki ürkek yürek ,iki çift korkak ayak ,ağlamaktan ağlayamaz hale gelmiş iki çift gözle başladık  “tüp bebek” maratonuna.. .daha önce yaşadığınız her tür korku,kaygı,stresi değil solda sıfır bırakmak tozunu attıran cinsten çok sancılı bir süreç (eşimin bana iğneleri yaparken karşılıklı ağlamalarımızı hatırlarım da ……. ) ikimizin karşılıklı opere olduğumuz yine ömrüm boyunca unutamayacağımız milat bir günde “bebekler geldiiii”sesiyle embriyolog hn ın elindeki “tüpte”kızlarımın 15 aralık 2011 saat 12:20 de(bildiğim bütün duaları okurken tam tepemdeki saati unutmam ne mümkün”bu saat bizim miladımız olsun allahım “ diye yalvarmıştım) hayatımıza dahil oluş mucizesinin temelleri atıldı .12 gün evde neredeyse  nefes almaktan korkarak ailecek bekledik .veee ağlaya ağlaya gittiğim dr da o “hamilesiniz”i duyduğumuzda eşim ,annem ve ben tabiri tam da yerinde olarak söyleyebilirim ki “sevinçten delirmiştik “ 27 aralık 2011 evde değil sanki tüm ülkede bir bayram havası estirdik .tamamen “dokunulmazlığım “ilan edilmişti ama ben sevinçten çocuk gibi zıplamak istiyordum .eşim tüm ailem bayram havasındaydık .ne çok dostumuz sevenimiz varmış o günden sonra hiç susmayan telefonlarla daha da çok anlamıştık .
2)İkiz gebeliği hem psikolojik hem de fiziksel açıdan oldukça zor,senin gebelik dönemin nasıl geçti?Herhangi bir sorun yaşadın mı?
  Dr um “normal hayatına dönebilirsin ,işe de geri dön” dediği için işe geri döndüm .kendim hastanede çalıştığım için bebeklerin ilk kalp atışlarının duyulacağı o büyük güne gelmişti sıra ve dr um “emelcim maalesef bebek tek” demişti …bu üç kelime yazması kolay,yaşaması en zor olanlarından .. bütün gün ağlayıp ,kalan tek bebeğimin sağlıkla yola devam etmesi için dualar ederken hastanedeki tüm dr ların çıktığı mesai bitiminde farkettiğim kanamayla “dünyanın başıma yıkılması” ne demekse ;işte ondan da beterini yaşadım …emsalsiz bir korku ya da adını koyamadığım kocaman bir “boşluk” tarafından yutulma hissi …yağmurlu bir izmir akşamı iki can dostum yanımda ;usg yapılacak bir yer arıyoruz.gözyaşlarım yağmura karışıyor .sn ler değil saliseler önemli benim için …duyma ihtimalim olandan ölesiye korkuyorum…iki dudak arası kaderim var ,eşimle benim kaderim var ..ya bu bebeğim de bizi bırakmışsa..ya ?ya?ya???panik konusunda zap edilemez bir halde dr u bekliyorum “hadi ama çok acelem var çok özel bir durum bu hani -hayat mamat meselesi -dediklerinden “diye hem ortalığı birbirine katıyorum hem de o zaman hiç gelmesin istiyorum …vee usg masasındayım ..gözyaşlarım yerini istemsiz bir titremeye bırakıyor ..dr beni rahatlatacak bir şeyler söylüyor ama duymuyorum sadece bebeğimi duymak istiyorum “hadi diyorum ,hazırım duymaya” ve tam o sırada ezan okunuyor ..”allahım duydum sesini sen de beni duy” diyorum ve “emel hanım bebeğiniz gayet iyi” ..sonrası mı boşlukta düşmekten kurtuluyorum,içimdeki hayata tutunuyorum”güç ver bana bebeğim”diyorum , bir anda sakinliyorum binlerce şükür …ayaklarım tutunacak bir yer buluyor,canım canıma emanet eve geliyorum ..ve riskli halden dolayı sadece 1 hf süren iş hayatım raporla sonlanıyor ;hamileiğim boyunca raporla devam etmeme karar veriliyor .kanama devam ediyor her damlada ölüyorum sanıyorum .”ağlama  moral bozukluğun iyi gelmez bebeğine zarar verirsin “dedikçe bir girdaba giriyorum .evim çok sevdiğim evim üstüme üstüme geliyor …inanılmaz bir paranoya hali ailecek hepimizde;camdan dışarı baksam “yat kalkma “dedirten cinsinden…soru işaretleri arasında min .hareketle yaşamaya çalışıyorum vee büyük gün geliyor (14 ocak) ;bebeğim bizimle mi yoksa değil mi öğrenmeye ;hayatımızın bilmem kaçıncı dönüm noktasını ama en önemlisini  yaşamaya gidiyoruz .masadayım yine titriyorum ;drumuz olağan bir şekilde bakıyor ,bakıyorrr, bakıyorrr “hadi söyle artık “diye çığlık atmak istiyorum . falcı edasıyla yüzünü,gözlerini okumaya çalışıyorum .endişe mi o gördüğüm ,,yine ağlıyorum …gözlerimi kapıyorum ,hemşire elimi tutuyor “söylemeyin lütfen “ diyemiyorum ,sesim çıkmıyor ağlamaktan . ve dr um sesi “emelcim bebeğin gayet iyi” ..boğamızı sıkan düğüm çözülüyor ;yavaş yavaş nefes alıyorum,şükrediyorum bizi unutmayan allahıma  “eşim” diyorum ona söylemeliyim bir an önce o da dünyaya dönmeli;nefes almalı ama dr bakmaya devam ediyor “bi dk “diyor hemşireyle bakışmalar ,mırıldanmalar..yine düğüm gelip hemen yerleşiyor boğazıma ,yine kaderimi okumaya çalışıyorum gözlerden ama bu sefer o gözlerde başka bir ışıltı var ,evet evet kesinlikle bir ışıltı bu ve dr um” emelcim müjde diğer bebekte hayatta” nasıl yani……doğru mu duyduklarım ,duyuyorum ama algılayamıyorum yine yine ağlıyorum (bu ağlama eylemi fix ve ortak zaten ) bana bize bu 2.mucizeyi yaşatan allahıma şükrediyorum ;bizi mükafatlandırması için bu yaşımıza kadar yaptığımız her şeye şükrediyorum ..ve eşimle sarılıyoruz yine ağlıyoruz..korkularımızdan kurtulduğumuz 4 kişilik bir aile olma yolunda eksiksiz elele yürüyebileceğimiz için,inandığımız ilahi gücün bizi yalnız bırakmayışı karşısında beraber şükrederek ..aileler mi ;herkes sevinçten değil delilik kontrolden çıkmış halde .insanlık tarihinde kimse hamile kalmamışçasına olağanüstü hal ilan ediliyor ,telefon trafiğinden neredeyse bölgenin gsm ağını göçertiyoruz J
  Sonraki dönemi paranoyakça uçan kuşun kanadının yelinden sakınarak geçirdim.pimpiriklik konusunda zaten iddialı olan eşim tavan yaptı öyle ki adımı azıcık sert atsam “yavaş” diyordu .hafta sonu olsun da dışarı çıkayım diye bakardım ;yoo öyle arabayla gezmek falan değil yürüyerek yan sokaktaki parka gidiyorduk sadece hareket yasaktı  çünkü .sonra hemen gönüllü ev hapsime dönüyordum .aş erme vs olmadı,bulantı hiç yaşamadım ama ilk 3 ay uyku nedir bilmedim.sonra bana hayatı dar eden mide ekşimelerim başladı ve 4 ay bitiminde ödemlerim başladı dr um “tuzu azalt demiyorum tamamen  kes “dediğinde resmen ağlamıştım. üzerine bir de hamilelik şekeri çıktı ki hemen hemen her şey yasaklandı. İlk 4 ay hariç hamileliğimi  ne yiyeceğimi bilemeyerek tamamladım.arada ki çig köfte krizimi ve aşırı yiyip hastanelik oluşumu saymazsak J
3)Kaçıncı haftada, ne şekilde dünyaya geldiler?Planlı mı yoksa sürpriz bir doğum mu oldu? Bebeklerin doğum kilolarını paylaşmak ister misin?
 37,5 hf lık bence ideal bir tamamlamayla ve tabi ki sezeryanla kavuştuk kızlarıma.panik yapıma rağmen o gün fırtına öncesi sessizlik misali çok sakindim yürüyerek kuaföre gittim,makyaj yaptım gayet iyiydim yaniJikiz hamile kaldığımı öğrenen“öd patlatma grubunun gönüllü üyelerinin” emel en az 30 kg alırsın kapılardan sığmazsın “uyarılarına “ rağmen tahminimden iyi bir kapanış yaptım.kızlarımın kuvöze ihtiyacı kalmadı ve genel durumları çok iyiydi .aml de peş peşe yüzlerini gördüğümde kendimi zorlu bir sınavdan başarıyla geçip;karnesine iki yıldız  almış öğrenci gibi rahatlamış hissettimJdeniz 2680 ,ada 2320 dogdu
4)Doğum sonrası "lohusalık dönemi" nasıl geçti ?Gebelikte aldığın kiloları verebildin mi?
  genel olarak kendimi acı eğişi yüksek biri olarak bilirdim ta ki operasyon sonrasına kadar.anestezi sonrası o ilk adımlar benim için çok zor oldu ,3-4 gün sürekli ağrı kesici iğne vuruldum.eşimin ve annemin sürekli hatta kızarak “lohusasın yat “demesine rağmen eve gelen her misafirle oturmayı tercih ettim ;hiç öyle yatayım modum olmadı .ilk 3 ay rekor kırarak ve kontrolsüz bir iştah patlamasıyla 6 kg aldım hiç de öyle abur cubur hamur işi yemeden üstelik J sonrasında ödem,şeker ve sıcak(o kadar sıcaktı ki klimayla da hiç uyuyamayınca hayatımda ilk kez balkonda yattım ;eşim de eşlik etti ;tam macera oldu)  olunca 12 daha alarak 18 le kapattım .dogumda 10 kg gitti ve tüm yasaklar kalkıp da gıdalara aç ikiz annesi olarak saldırınca 2 kg daha aldım .kızlarım doğum gününde çok sevdiğim bir elbisem vardı onu giyecem dedim ve rejimle 12 kg verdim.şu an doğum öncesi kg dayım 67 yim(ilk okul matematik sorusu gibi oldu sanırım J
5)Bebeklerin beslenme protokolü nasıldı?Anne sütü ,devam sütü takviyesi ???
 Hastaneye hazırlıklı olarak mama ve biberonla gitmiştik ki iyi ki öyle yapmışız .sezeryan sonrası vücut hemen süt üretmediği için çocuğun da aç kalmaması için mama elzem oluyor.tek başına anne sütü yetmediği için baştan beri mama desteğiyle gittik .daha 1 aylık lohusaydım bir tanıdık “mama veriyorsun sütün kesilir yakında hazırlık ol” diyerek gecelerce kabus yaşamama neden olmuştu!ve 3,5 aylıklardı yavaş yavaş rengini belli eden ada biberon dışında hiçbir şey kabul etmeyerek bana bambaşka bir zorlu sürecin sayfalarını açtı “süt sağma kabusu” evet kabustu çünkü iki bebeğiniz varsa bebekler arası tek bir damla sütü bile adaletle paylaştırmak öylesine stres ve sorumluluk yaratıyor ki .o “hak geçmesin” duygusuyla kendinizi resmen tüketiyorsunuz .aylarca deniz in emerek aldığı sütün miktarını nasıl ölçebilirim de ada ile aldıklarını dengelerim diye obsesifçe düşündüm.makinam vazgeçilmezim ;annemin tabiriyle ada kızımın ikinci annesi oldu.vee aylar sonra kızlarımın d.günü ertesi  eşimle,arkadaşlarla ve süt sağma makinamla  gittiğimiz 3 günlük bir tatil sonrası “acaba deniz de geri çevirir mi “diye strese girmişken çok ilginç bir gelişme oldu ve  ada beni özlediği için geri döndü J o günden beri makinaya hiç ihtiyaç kalmadı.su an 16 aylık olmak üzereler ve halen anne sütü alıyorlar .

6)Bebeklerin ne kadar süre senin odanda yattılar?Kendi odalarına ne zmn geçtiler ? ikisi aynı odada mı ayrı odada mı yatıyorlar?

İlk 4 ay aynı yatakta bizim odada yattılar ama sonrasında tüm itirazlara rağmen kendi odalarına geçirdim onları ;telsiz denen harika bir buluş varken hiç sorun olmadı.alt üst komşum da geceleri kızların sesini duymadıkları için kulaklarımı çınlatmaktan vazgeçti J
Aynı odada ,karşılıklı yatakta birbirlerini görür şekilde yatıyorlar.

7)Sana göre "İkiz annesi" olmanın ,en özel ve en zor yanları nelerdir? İkiz annesi olduğun için kendini farklı hissettiren hadiseler yaşadın mı?
  Şu var ki tamamen kendinizi “özel ve ayrıcalıklı hissedip “ dağına göre kar misali allah tarafından güçlü görülüp iki bebekle ödüllendiriğinizi düşünüyorsunuz ki bu noktada üçüzler ne düşünür inanın bilemiyorum… en özel yanı bu .zor yanı ise”iki çocuğunuzu aynı anda kucağınıza alamıyorsunuz ya “işte o sizi tüketiyor ..hele de biri kucağınızdayken yerde ya da başka bir kucakta olup size o minicik gözlerden beklenmeyecek büyük anlamlarla size bakan diğer iki çift gözle göz göze geldiğiniz an var ya “neden bir çift kolum yok allahım “diye isyan ediyorsunuz ….
    İkizannesi olmanın en büyük şartı hayatınızı çok iyi organize etmelisiniz .plan –program yoksa her şey altüst olur …aynı anda değil iki iş 3-4 iş yapar hale geliyorsunuz .örnek:bir cogunuzu emzirirken,diğerini ayakta sallayıp (ilk 4 ay bu sallamanın esiri olmuştuk bizde) bir yandan da internet aleminin etinden sütünden faydalanıp,diğer yandan eşinizle muhabbet edebiliyorsunuz Jya da telefonu bırakıp diğer bebek  için süt sağabiliyorsunuz.
8)İkiz annesini en zorlayan mevzuda yani iki evladına da her anlamda eşit davranabilmek için kendince izlediğin bir yöntem var mı?Vicdan terazisi denen his sence gerçek mi?
9)Ailende bebeklerin bakımına yardımcı olan kimse varmı ? Yardımcı çalıştırma konusunda ne düşünüyorsun?
  İlk 6 ay dönüşümlü olarak anneler yardımcı oldu.eşimin yoğun bir iş temposu olduğu halde akşam eve dönüşünü sabırsızlıkla beklerdik ki evdeki en “dinç” kişi o olduğu için bebeklerden birini ya da ikisini de hemen devr alır;boşa çıkan ya karnını doyurur ,duş vs alır ya da balkona çıkıp “ortam değişikliği” yapardı.eşim bebeklerin bakımı konusunda bir annenin yaptığı her şeyi ama her şeyi (fizyolojik olanlar hariç tabi ki) rahatlıkla yapan bu konuda örnek bir baba ,en büyük destekçim en  büyük yardımcım oldu.profosyonel bir yardım almayı isterdim tabi ki ama şartlarım ona el vermedi.anneler de hep yanımda olunca gerek kalmadı ama 6 ay sonra bu konuda beni çok motive eden internet annelerinden aldığım motivasyonla kızlarıma yalnız bakmaya başladım .hastalık vs gibi süreçler dışında bu güne evet hiç de kolay olmayan bir 8 ay yaşadık.cok zorlandığım “allahım bana kızlarıma yetebilme gücü ver diye “yalvardığım ,ağladığım günler çok oldu .eşimin eve gelmesini dk dk saydığım .kızlar,ev işleri ,yemek ve arasında “boğuluyorum “dediğim ama kızlarımın değil bir bakışı aldıkları tek bir nefeste hayat buldum.onlar yüzünden biten gücüm ;yine onlar yüzünden yenilendi her seferinde daha da arttı…
10)İkizlerden sonra,sen özel yaşamına nasıl devam ediyorsun?
kendi adıma tek özelim konuşma  özelliğini unutup daha çok internet için kullandığım telefonumla sosyal medyada var olmak .onun dışında bir özel hayatım yok ;tercih de etmiyorum zaten . yazın eşimi ikna ederek 3 gün tatile gitmiş bin beter olmuştum Jbizim özelimizde genelimizde onlar artık .  
 işhayatından tamamen çıktın mı? Çalışıyor musun? Sosyal yaşamın neresindesin?
Yoksa senin için halen duş almak ve kahve içmek büyük bir lüks mü?
 İkiz doğum yapmanın bir avantajı olarak 12 ay ücretsiz izin kullandım ve kızlarım 15,5 aylıklarken işe geri döndüm.daha 3 hf oldu aslındaJ aylrca bunun korkusunu çektim ,kızlarımı cami avlusuna bırakacakmışım gibi hissettim ama tahmin ettiğim kadar kötü olmadı .anneler dönüşümlü bakıyorlar ;gözümün arkada olmaması ve eve oldukça makul bir saatte dönüyor olmak onlardan ayrılmayı katlanır hale getirdi.”büyüdükçe daha zor”diyenleri ısrarla anlayabilmiş değilim ve hiç hak vermiyorum ; çünkü her gün işler daha kolaylaşıyor.o ağlama krizleri bitti ,dış dünyayı yabancılama sorunu ortadan kalktı aksine dışarda çok mutlular.denileni anlıyorlar tabi işlerine gelirse J kendi kendilerine oynuyorlar,araba da duruyorlar,onlar oynarken kontrollü bir şekilde duşa bile girebiliyorsun ki daha ne isterim J
11)İkizlerle yaşama tam olarak alıştın mı? Gürültülü bir sabaha uyanmaya,kalabalık bir masaya oturmaya ve birden fazla çantayla dışarı çıkmaya hatta araba yolculuğuna ,tatile ,her türlü seyahate adapte olabildin mi?

12)İkizler için bebek arabası marka ve modeli tercihin nedir?İkiz arabası mı iki ayrı puset mi?

bu konuda tabir yerindeyse epey bi kafa patlattık ve iki ayrı puset alma kararı verdik ;çok da memmun kaldık chicco lite way.bir de birleştirme aparatı aldık;bir çift elin boşa çıkması gereken market vs durumlar için .arabalarımızdan çok memmunuz hem pratik hem ergonomik .



13)İkiz sahibi olduğunu duyanların genellikle biraz şaşkın biraz da acıyan ifadeleri için ne düşünüyorsun?
 Günümüzde ne yazık ki değişen hayat şartları vs yüzünden normal yolla hamile kalanların sayısında ciddi bir sorun olmaya başladı;evlilik yaşı da yükseldi ve tedaviyle olan ikiz bebek sayısı azımsanmayacak kadar çok ;bu nedenle şaşkınlık pek olmuyor ama ikiz anne –babası olarak o başta sevimli gelen ilgi bir zaman sonra sizi gerçek anlamda rahatsız edebiliyor .iyi niyetli sorulara verilen iyi niyetli cevaplar “günde kaç bez değiştiyorsunuz ,hangisi daha çok ağlıyor ,araları kaç dk gibi “pek bi elzem” sorulara gelince bıkkınlık veriyor L ama “acımak”işte bunu kabul etmiyorum,ne alaka  ve kim olursa olsun “allah sabır versin diyene”fırçayı basıyorum! Sabır ne demektir??aynı anda iki mucizeye sahip olmuşum ;allah bize iki can emanet etmiş,ödüllendirmiş bunun sabrı mı olur hiç ??bizler için dilenecek tek şey var o da “güç”çocuklarımıza her anlamda yetebilme ;doğurarak edindiğimiz “anne&baba”olma sıfatının hakkını verebilme gücü ..bu dünyaya insan katabilme,onun temel ihtiyaçları dışındaki kavramları öğrenebilmesi için gerekli olan eğitimi verebilme ...”iyi ki annem&babam olmuşsunuz “dedirtecek ;bizim onlardan duyacağımız gururu onlarında bizden yana duymasını sağlayabilme gücü …işte bizim için bunları dilesinler .
14) "Tek çocuk hiç çocuk" cümlesi senin için ne ifade ediyor?
 Böyle bencilce bir ifade tabi ki demem anne&baba olmanın teki,ikizi,beşizi olmaz ama bizi sadece bizim gibi ikiz anneleri anlar ;gerisinin anlaması namümkün ;kimsecikler kusura bakmasın 2x2:4 yani o kadar net..ikiz çocuk büyütmek o fotolardaki gibi şirinliklerden ibaret değil derim ;ikiz anneleri başka bir boyutta derim ama aklıma “özel durumlu” cocugu olanlar gelir işte o zaman susarım …çok yazmak isterim ama bu özel durumlu anne olma konusu o kadar elimi kolumu bağlar ki;hiçbir şey yazamam….

15)eklemek istediklerin????
Bu ikiz ailesi olmanın ,ikiz olmanın çok olumlu yanları da var ;onlardan bahsetmek isterim :
 Bir bebeğe duyulan sevgi,aşk ,bağlılık yaşanan mutluluk ortada iken aynı anda iki büyük sevgi içinde kaybolduğunuzu düşünün …var mı daha ötesi …bence üçüz olma dışında yok J
  Hep maddi yükünden bahsediliyor ama maddi olarak kazancı da var bu işin J tek hamilelik süreci,tek anestezi ,tek doğum,tek hastane masrafı,tek lohusalık olayı,tek muayene ücretleri,(ikizlerden tek çocuk parası alan insaflı dr lardan bahsediyorum tabi) ,ayrı ayrı kutlama yerine tek dogumgünü telaşı,masrafı buna rağmen hep çifter hediye gelme durumu vardır.
  Eve bebek görmeye gelen çiftler tek bebeği paylaşamaz ya ;siz de bu hiiç sorun olmaz ;hemen iki kucağa iki çocuk paylaştırır , kenara geçip ense yaparsınız J
  Bebeğiniz büyüdükçe komşunun çocuğunu çağırayım da oynasınlar gibi bir ihtiyaç duymazsınız ;7/24 oyun arkadaşı ile gelir dünyaya ..saç çekme,ısırma,tırmalama da olayın bonusu J
   “paylaşmayı öğrenerek”gelir dünyayı..önce memeyi-anneyi,sonra kucağı,sonra oyuncakları…yani hayatı paylaşarak büyür ve bunlar için mücadele etme güdüsüyle şekillenir .
  veee….saat şu an 03:47 bir ikiz annesi olarak hayal bir saat  ve ben satırlarımı bitirdim sanırım .bir kadının yaşayacağı en üst duygu ,alacağı en özel sıfat olan “anne”liği herkesin yaşamasını dileyerek ,tek,ikiz,üçüz tüm annelere sevgilerimi yolluyorum ..
 



bizim ailenin kamp halleri

benim için yazmak çok olası bir durum ama daha çok düşünce bazında oluyor eyleme dökmek sürümcemede kalıyor da kalıyor .. ama bu gece bu ...